Pamukkale Üniversitesi Ücretsiz Blog Sistemi

November 4th, 2009 by admin No comments »

Öncelikle siteye Buraya TIKLAYARAK Üye Olun.

Üye olurken size bir kaç tavsiyem olacak. Öncelikle http://adsoyad.pau.gen.tr ; http://adınız.pau.gen.tr ya da http://soyadınız.pau.gen.tr şeklinde almanız sizin açınızdan iyi olacaktır.

Çünkü artık çağımız tamamen internet omuş durumda bir yere (Özel Sektörde Özellikle) is başvurusu yaparken kişisel sitenizi yazarsanız. Kişiler girerler oraya bakarlar bu adam neler yapıyor. Bir iktisatçıysanız iktisat makalesi görmek ister. Yönetici olmak varsa hedefinizde bununla ilgili bir şey yazılımcıysanız yaptığınız yazılımı ve daha bir çok örnek verilebilir bunlara.

Ama bunlardan hiç birine benim ihtiyacım yok ben devlete gider yan gelip yatarım diyende çıkabilir ama umarım yoktur :)

Sizlerde boş zamanlarınızda bildiğiniz şeyleri paylaşabilir. Bildiklerinizi başkalarıyla paylaşabilir buradaki diğer arkadaşlarınızı takip edebilirsiniz.

Not:Arkadaşlar Gmail adreslerinizi kullanırsanız iyi olur üye olurken hotmail.com bazen hata veriyor en kısa zamanda çözeceğiz.

Pamukkale Üniversitesi için açıldı öncelikle ancak herkese açık üyelik sistemi herkes girip üye olabilir bloğunu açabilir.

Pamukkale Üniversitesi Ücretsiz Blog Sistemi

Kavram.org

November 4th, 2009 by admin No comments »

KAVRAM (1. Os. Mefhum, Tasavvur, Fehim, İdrak, Fikir, Mefhumu âm, Manayı âm, Tasavvuru âm, Mânâ, Mahiyet, Külliyat, Vukuf; Fr. Concept, Al. Begriff, İng. Conception, İt. Concetto… 2. Os. Malume, İlim, İlmi iptidâi, İlmi müktesep, Tasavvur, Fikir, Mârifeti müktesebe, Mefhumu mücerred, Manayı mücerred, Mefhum, Mâlumat, Mârifet, Vukuf, İrfan, Ittılâ; Mânâ, Mâkul Mâhiyet, Mâhiyeti mâkule; Fr. İng. Notion, Al. Gedanke, Vorstellung; İt. Nozione) Düşünceyle kavranılan.
1. Etimoloji: Türkçemizin yakalamak ve içermek anlamlarını dilegetiren kavramak kökünden türetilmiştir, kavranılmışolan‘ı dilegetirir. Batı dillerindeki concept deyimi Hint-Avrupa dil grubunun almak anlamındaki kap kökünden, notion deyimi de Hint-Avrupa dil grubunun tanımak anlamındaki gen kökünden türemiştir. Bu deyimler ilkin Latince’de conceptus ve notio sözcükleriyle oluşmuş ve Latince aracılığıyla Batı dillerine geçmiştir. Eski Yunancada kavram deyimi logos, horos, noema ve ennoia sözcükleriyle dilegetiriliyordu. Batı dillerindeki concept ve notion sözcükleri dilimizde tek sözcükle, kavram sözcüğüyle dilegetirilmekte ve anlamdaş olarak kullanılmaktadır. Notion deyimi ayrıca ilk bilgi anlamını da taşır. Bununla beraber Os. mefhum ve Fr. concept anlamındaki kavram, duyularla gelen nesnel izlenimleri düşüncenin soyutlama işleminden geçirerek kavradığı bir genel nesne; Os. mûlûme ve Fr. notion anlamındaki kavramsa bilgi konusu anlamlarını dilegetirir. Nitekim Alman düşünürü Kant, Avrupa dillerindeki ayrı karşılıkları anlamdaş olarak kullanan Skolastiklerin tersine, bu iki anlamı birbirinden ayırmış ve concept terimini genel kavram (Os. Külliler, Fr. Les universeaux)’lara özgü kılmıştır. Osmanlı felsefesinde de concept kavramı, aklın ibda ve ihtirâ ettiği şey (Tr. Usun yarattığı); notion kavramıysa aklın iktisâbettiği şey (Tr. Usun edindiği) olarak tanımlanmıştır.
2. Mantık: Kavram, nesnel gerçekliğin insan beyninde yansıma biçimidir. Bundan ötürü de her kavram, doğrudan ya da dolaylı olarak nesnel gerçekliği içerir. Bu, örneğin ağaç gibi nesnekavramları için böyle olduğu gibi örneğin özgürlük gibi düşüncekavramları için de böyledir. Ne var ki duyusal bir yansımadan bir kavram oluşturabilmek için insan beyninde çok karmaşık bir süreç izlenir. Bu süreçte soyutlamalar, karşılaştırmalar, çözümlemeler, bireştirmeler, genelleştirmeler vb. gibi birçok ansal işlemler gerçekleşir. Soyut kavramlardan daha soyut kavramlara ve bu daha soyut kavramların yardımıyla da çok daha soyut kavramlara varılır. Böylelikle kimi kavramlar artık nesnel gerçeklikle ilişkisizmiş gibi görünürler. Oysa ne kadar soyut olursa olsun ve ne kadar düşünsel bulunursa bulunsun hiç bir kavram nesnel gerçeklikle ilişkisiz olamaz. Nesnel gerçeklikten yansımıştır ve nesnel gerçekliğe dönecektir. Eşdeyişle nesnel gerçeklikte denenecek, doğrulanacak ve bir işe yarayacaktır. Örneğin dünyada hiç bir sosyalist ülke yokken oluşan sosyalizm kavramı böyledir; denenmiş, doğrulanmış ve gerçekleştirilmiştir. Bir başka örnek olarak hiç bir fiziksel bilginin bulunmadığı bir çağda oluşturulan atom kavramı da böyledir. Kavramlar, sonuç olarak, kendisi de nesnel gerçekliğin bir ürünü olan insan beyninin ürünleridir. Tümüyle hayal ürünü olan kavramlar bile nesnel gerçeklikten yansımıştır, örneğin zümrüdü anka kuşu kavramı böyledir. Ne var ki bu gibi kavramlar nesnel gerçekliğe döndürülemezler; eşdeyişle denenemez ve doğrulanamazlar, bundan ötürü de hiç bir işe yaramazlar. Bunlar bilimdışı kavramlardır. Demek ki kavramları bilimselkavramlar ve bilimdışıkavramlar olmak üzere de ayırmak gerekir. Kavramlar, insan düşüncesinin etkin ve yaratıcı yapısının ürünüdürler. Ama Hegel’in FelsefeTarihiDersleri‘ni incelerken Lenin’in altını çizdiği gibi “Kavramlar, insanın düşünce ve hayalgücü özgürlüğüyle varolmazlar. Doğada et ve kana sahiptirler. Materyalizm de bu demektir işte. Mistik bir dille söylenirse insansal kavramlar, doğanın ruhudur. Bu demektir ki insanın kavramlarında doğa orijinal ve diyalektik biçimde yansır.” İnsan, ansal faaliyetiyle, doğanın bu “orijinal ve diyalektik yansıması”ndan kavramlar, bu kavramlardan yargılar, bu yargılardan uslamlamalar, bu uslamlamalardan varsayımlar, bu varsayımlardan kuramlar meydana getirir. Onları doğada dener, doğrular ve işine koşar. Mantıksal olarak nesnekavramları ikiye ayrılır: Tek bir nesnenin özelliğini belirten kavramlara bireyselkavramlar, bir nesneler sınıfının özelliklerini belirten kavramlara genelkavramlar denir. Bireysel kavramlar ad’lardır. Örneğin Ahmet, Süleymaniye, İstanbul bireysel kavramlar; insan, cami, kent genel kavramlardır. Genel kavramlar da mantıksal olarak ikiye ayrılır: Bir türün özelliğini belirten kavramlara türkavramları, bir cinsin özelliğini belirten kavramlara cinskavramları denir. Her cins kavramı, bir üstündeki cins (yakın cins) kavramına göre tür kavramı; her tür kavramı da bir altındaki tür (yakın tür) kavramına göre cins kavramıdır. Örneğin omurgalılar kavramı, kuşlar kavramına göre bir cins kavramı ve hayvanlar kavramına göre bir tür kavramıdır. Mantık diliyle şöyle de söylenir: Her kavramın içlemi onun cinsleri, kaplamıysa onun türleridir. Kavramlar sözcüklerle dilegelirlerse de sözcük değildirler, kavram sözcüğünanlamı‘dır. Eşanlamlı birkaç sözcük tek kavramı taşıdığı gibi çokanlamlı bir sözcük de birkaç kavramı taşıyabilir. Bilimlerin kendilerine özgü kavramları bulunduğu gibi (örneğin yaşambilimin gen kavramı) birçok bilimlerin birlikte kullandıkları kavramlar (örneğin nedensellik kavramı) da vardır. Kendi kavramlarını açık seçik tanımlamak ve aydınlığa kavuşturmak her bilimin görevidir. Kavramlar, nesnel gerçeklikten yansıdıkları için tıpkı nesnel gerçeklik gibi kesin, durgun, sonsuz ve saltık değildirler. Kavramlar da, nesnel gerçeklik gibi, daima gelişirler ve yenilenirler. Kavramları dondurmak, sonsuz ve saltık saymak metafiziğin yapısı gereği zorunlu olarak düştüğü büyük yanılgılardan biridir. Kavramlar her ne kadar soyutsalar da unutulmamalıdır ki daima somutlabağlantılı soyutlardır, somuttankopmuş soyutlar değildirler, Lenin’in de dediği gibi “esnek, devimsel, göreli, karşılıklı bağlılık içinde”dirler, çünkü onların dilegetirdiği nesne ve süreçler de öylesine devimsel ve esnektirler.
3. Felsefe: Alman düşünürü Immanuel Kant, SaltUsunEleştirisi adlı yapıtında, Platon’dan sözederken şöyle der: “Bir düşünürün düşüncelerini konusuyla karşılaştırarak, onu, kendi kendisini anladığından daha iyi anlamak olanaklıdır. Çünkü o kavramını yeteri kadar belirlemediğinden söylemek istediklerinin tam tersini söylemiş, hatta tam tersini düşünmüş olabilir”. Ernst Cassirer de İnsanÜstüneDeneme adlı yapıtında şöyle der: “Felsefe tarihi, bir kavramın tam tanımının, o kavramı ilk kez ileri süren tarafından yapılamadığını gösteriyor. Felsefesel bir kavram, bir sorunun çözümünden çok daha önemli. Bir kavramın gereği gibi tanımlanması, onu ilk kez kullanandan çok sonra yapılabiliyor”.
Fransız düşünürü Louis Althuser de 1968 yılında İtalya’da yayımlanan L’Unita gazetesine verdiği bir demeçte şöyle demektedir:
“Felsefesel pratiğin ana görevi tek sözle özetlenebilir. Doğru kavramlarla düzmece kavramları bir çizgiyle ayırmak… Felsefe, kavgasını neden kavramlarla yapar? Bilimsel ve felsefesel uslamlamalarda kavramlar, bilgi ileten araçlardır. Ama siyasal, ideolojik ve felsefesel savaşta kavramlar hem silah, hem de uyuşturucu bir maddedir. Kimi zaman tüm sınıf çatışmaları bir kavramın bir başka kavramla savaşı olarak dilegetirilebilir. Belli kavramlar birbirleriyle gerçek düşmanlar gibi savaşırlar. Daha başka kavramlar da yarının bilinmeyen savaşlarını hazırlamaktadırlar. Felsefe, çok soyut konularda bile savaşını kavramlarla sürdürür. Bu savaş, belki de küçük anlayış ayrılıkları üstündedir. Ama her zaman, yalan söyleyen kavramlara karşı doğruyu bildiren kavramlar için yapılır. Lenin, Ne Yapmalı? adlı yapıtında küçük görüş ayrılıkları üstündeki tartışmaları kınayanları uzak görüşlülükten yoksun bulunmakla suçlar, sosyal demokrasinin alınyazısının şimdi küçük görünen bu düşünce ayrılıklarının yıllarca sonra güçlenmelerine bağlı olabileceğine dikkati çeker. Kavramlarla yapılan felsefesel savaş, siyasal savaşın bir parçasıdır. Marksist-Leninist öğreti, sistematik ve kuramsal yapıtını, ancak, hem bilimsel kavramlar hem de yalın sözcükler kullanarak tamamlayabilir”.
Kavram deyimini belli ve dar bir anlamda kullanmak koşuluyla, her yeni felsefenin, her yeni dünya görüşünün yeni bir kavramlardizgesi olduğu söylenebilir. Gerçekte bilimler kavramlarla, felsefeyse çeşitli bilimlerde kullanılan kavramları daha da genelleyen ulamlarla (kategorilerle, eşdeyişle en genel kavramlarla) çalışır. Örneğin madde fizik dilinde, kimya dilinde, yerbilim dilinde, yaşambilim dilinde vb. bir kavram, felsefe dilindeyse bütün bu kavramların tümünü genelleyen en üst düzeyde bir ulamdır. Böyle olmasaydı felsefe, çeşitli bilimlerin sınırları içinde bulunan yasalardan tüm bilimlerde geçerli olan en genel yasalara ulaşamazdı. Her yeni bilimsel buluş için kesinlikle yeni kavramlar geliştirmek ya da eski kavramlara yeni anlamlar katmak zorunluğu, o kavramların kendisinden yansıdığı nesnel gerçekliğin devimselliğinden ve gelişkenliğinden ötürüdür. Yaşam durmadan devinmekte ve gelişmektedir, o yaşamı dilegetirecek kavramların da onunla birlikte ve onunla koşutlu olarak gelişmeleri gerekir. Örneğin Galile fiziği Aristoteles fiziğini aşmak için Aristocu neden kavramının yerine yeni bir neden kavramı, Einstein fiziği Newton fiziğini aşmak için Newtoncu çekim kavramının yerine yeni bir çekim kavramı geliştirmek zorunda kalmıştır. Bunun gibi, felsefe de, yeni ulamların oluşturulduğu kuramsal bir laboratuardır. Bundan başka bir kavramın ya da ulamın ilerisürülmesi, okyanuslarda bilinmeyen bir adanın bulunmasına benzemez. O kavram ya da ulamı Engels’in deyimiyle “bir çözüm olarak değil, bir sorun olarak” ele almak gerekir. Örneğin artı-değer kavramı Marks’tan önce klasik ekonomicilerce bulunmuştu. Oysa bir sorun olarak değil, bir çözüm olarak ele alındığı için kısır kaldı ve hiç bir işe yaramadı. Marks’sa bir sorun olarak ele aldığı bu kavramdan yola çıkarak varbulunan tüm ekonomik ulamları yeniden inceledi ve kapitalist ekonominin yasalarını keşfedip meydana çıkardı. Bunun gibi oksijen de Lavoisier’den önce Priestley ve Scheele tarafından bulunmuştu, ama eski kimya anlayışını altüst edecek olan bu buluş onların elinde hiç bir işe yaramadı, çünkü ne olduğunu ve ne işe yarayacağını bilmiyorlardı. Lavoisier’yse oksijeni kullanarak yepyeni bir kimya bilimi kurdu. Klasik idealizme göre bir şeyi bilmek demek, ona bir kavram yükleyebilmek demektir. Örneğin ağacı biliyoruz; çünkü ona “dallıdır, yapraklıdır, gövdelidir, köklüdür, uzundur, yeşildir vb.” gibi birçok kavramlar yükleyebiliyoruz. Ağacı bu kavramlardan soyutlayın, ortada sadece bir “dır” (odur), eşdeyişle “varlık” kavramı kalır; ama hangi nesneyi kendisine yükletilen kavramlarından soyutlasanız hep bu “varlık” kavramını elde edersiniz. Demek ki varlık, eşdeyişle gerçek kavramsal (tümel, evrensel)’dır. Varlığı varlığından da soyutlayın, yokluğu elde edersiniz; demek ki gerçek, varolan değil, varolmayandır, bireysel olan değil, genel ve kavramsal olandır. İdealizmin bu temel savının dayandığı sözde mantıksal gerekçe budur. Hegel, Mantık adlı yapıtının başına şöyle yazmıştır: “Varlık, kendinde olarak, kavram‘dır”.
4. Toplumbilim: Dr. Özer Ozankaya’nın hazırladığı Türk Dil Kurumunca yayımlanan toplumbilim terimleri sözlüğünde kavram (Os. Mefhum, Fr. Conception, İng. Concept) deyimi şöyle tanımlanmıştır: “Sözcüklere gerçek anlamlarını vermek ve bunlar aracılığıyla düşünmek, olayların ve süreçlerin özünü kavrayıp temel yanlarına ve özelliklerine ilişkin genellemeler elde etmek olanağını sağlayan, nesnel çevrenin insan düşüncesindeki yansıma biçimi”. Kimi toplumbilimciler de (örneğin Bk. Hilmi Ziya Ülken, SosyolojiSözlüğü, İstanbul 1969, s. 168) kavram kargaşasının toplumsal düzensizlikle koşutlu olduğunu ileri sürerler ve toplumun düzeni bozulduğu zaman kavram aydınlığının da bozularak yerini kavrambulanıklığı (Fr. Confusion des concepts)’na bıraktığını, bu halde “ayrı şeylerin aynı sözcükle ya da aynı şeyin ayrı sözcüklerle” dilegetirildiğini ve bu bulanıklığın kamu sanısını şaşırtmak ve avlamak isteyen demagoglarca kullanıldığını savlarlar. Her toplumun ya da ekinsel topluluğun kendi görenek ve geleneklerine özgü kavramlarına kavrammodeli (Fr. Modéle de concept) ya da kavramşeması (Fr. Schéme de concept) denir. Bu örnek kavramlardan meydana gelen yargılar, peşinyargılar, tutumlar, davranışlar vb.lerinin sınıflandırılması da kavramsınıflaması (Fr. Classification des concepts) adını alır.
5. Ruhbilim: Dr. Mithat Enç’in hazırladığı Türk Dil Kurumunun ruhbilim terimleri sözlüğünde kavram (Os. Mefhum, İng. Concept) deyimi şöyle tanımlanmıştır: “Herhangi bir nesne ya da olayın temel öğe ve özelliklerini kapsayan soyut bir düşünü”. Aynı sözlükte, nesne ve olayların algılanan temel öğelerini örgütleyerek kavram haline getirmeye İng. conceptualization (Os. Mefhumlaştırma) deyimi karşılığında kavramlaştırma, kişinin bir konuyu ilişikli kavramlara dayanarak öğrenmesine ve öğrendiği kavramların anlam ve kapsamlarını değiştirerek geliştirmesine İng. conceptual learning deyimi karşılığında kavramsalöğrenme deyimleri önerilmiştir.

site:www.kavram.org

Serbest Muhasebeci ve Malimüşavirler

October 12th, 2009 by admin No comments »

Serbest Muhasebeci ve Malimüşavirler için oldukça site var bir tanede biz açalım dedik :)

Ama herkesinkisinden farklı internette temizlik yapsın istedik.

İnterneti düzene sokmak için çabalıyoruz adeta herkes bir domain alıyor ve domainler tükeniyor internet adeta çöplüğe dönüyor.

site:http://smmm.tk/

Siteler Hakkında

October 11th, 2009 by admin No comments »

Açık konuşmak gerekirse uzun zamandan beri aklımda olan ancak sitelerhakkinda.com sitesini gördükten sonra açtığım bir blog projesi.

Kendilerinin sitesi gayet güzel ve başarılı herkesi direk dizine ekliyor ve sonradan üye olup yapabiliyorsunuz. Tam bir wikipedia tarzında site va gayette iyi gelişiyor şuanda dahada gelişeceğine eminim tabi zamanla.

http://www.sitelerhakkinda.com siteyi ziyaret edin ve site adresinizi basında www olmadan aratırsanız. Siteniz otomatik olarak eklenecektir.

Alpaslan Eldemir

October 11th, 2009 by admin No comments »

Bloğuna baktım yazacaktım pardon çalacaktım oradaki yazısını kendini tanıtan yazıyı ancak adam ne yazmış?

Bi ara yazarız bişeyler iyi yazınca banada haber ver :)

http://www.alpaslaneldemir.com.tr

Aykut Aktaş

October 11th, 2009 by admin No comments »

Aykut yazdıgım tanıtım yazısını begenmedı kendısı yazacakmıs 11.10.2009 bugunun tarıhı saat 13:04 beklıcez bakalım ne zaman gelecek :D

Erkan KESKİN

October 11th, 2009 by admin No comments »

Bilgisayar İle Tanışma Faslı

Bu dönem Comodor 64 dönemidir. 6-7 yaşlarındayken babam eve bir klavye birde teyp getirdi. Bağladı televizyona dedi hadi erkan oyna :) tabi o zamanlarda klavye kullanmıyoruz. Gittik babamla beyazıta bir joistik aldık. Çok iyi hatırlıyorum River Ride oyunu. Uçak ile ateş ediyosun falan :) işte bilgisayarla böyle tanıştım. Sonranın modası ise oyun tutlunlarında büyük bir yeri vardır amiga 500 :) fakat o zamanlar bunu almaya gücümüz yetmedi.

Uzun bir ara ve tekrar…

Uzun bir aranın ardından tekrar bilgisayar ile haşır neşir olmaya başladım ( Yıl 1998. ) Yine oyunlar falan daha adsl yoktu fax modem ile internete bağlanırdım. İnternet paketimizin zamanı bitince’ de Direk 146′dan girerdim çaktırmayın :) Bu zamanlarda’da pek Web ile işim olmadı. Sonra Tekrar bir ara verdim ve Bir internet cafe açıldı oturduğumuz semte. O zamanlar cafe vardı ama ben gitmezdim. Bu açılan cafenin sahibi ile çok iyi anlaştık. Oraya gidip oyun oynamaya başladım. Lise yıllarım aylak aylak takılmakla geçmişti. Liseyi okuma hakkım bitmiş ve 1 dersim yüzünden diplomamı alamamış ve kazandığım ( Konya Selçuk Üniversitesi ) ‘ne gidememiştim. Kuyumcu imalatçılığı yaparken akşamlarıda internet cafeye takılıp stres atıyodum. Bir arkadaşımın Mynet site aracı ile web sitesi yaptığını gördüm. Çok hoşuma gitti. Gif animasyonlar falan. Bu işi araştırmaya karar verdimve başladım sitemynet’e başladım ki Bilgisayar alemindeki sayılı insanlardan biridir o Tarkan kardeşim bana Ücretsiz host veren sitelerden host alıp sonrada script indirip modifiye etmemi söyledi ve bu şekilde daha çabuk öğrenirsin dedi. Bu şekilde yapmaya başladım ki Cyber-Warrior ile tanıştım.

CW’den sonra…

CW’den sonra diyorum çünkü hayatım değişti. Daha sonraları kendi bilgisayarımı aldım ve evde html ile web siteleri yapmaya başladım. Sonra bu işin sadece html ile olmayacağına kanaat getirdim ve araştırmalarım sonucu Flash sitelerin çok rabet gördüğü kanısına vararak Flash öğrendim. Daha sonra araştırmalarım devam etti ve insanların flash sitelerin yanısıra Dinamik sitelere daha çok ilgi gösterdiğini farkettim. Bir Yazılım dili öğrenmeye karar verdim. İlk Önce Bilgi Teknoloji Eğitim Merkezi Bakırköy Şubesinde Web Tasarım eğitimine gittim. Mehmet Akif Şahin hocamdanb çok şey öğrendim. Daha sonraları Web Programlama Kursuna Gittim ve aynı şekilde Serdar Çapraz hocamdan çok şey öğrendim. İki yol vardı önümde. Linux ve Windows. Önce linux’u tercih ettim( Php ) Fakat yazım kuralları karışık geldi ve Windows’a döndüm. Videolar eğitim setleri vs derken Asp’yi söktüm. 1,5 yılı aşkındır Birçok firmada farklı projelerde görev aldım. Referanslarımda yaptığım sitelerden sadece aklımda kalanları yazdım. Şimdi ise Alora Bilişim Teknolojileri’nde Web Yazılımcısı olarak çalışıyorum.

Web Sitesi: http://www.erkankeskin.org

DR. CÜNEYT UYGUR KİMDİR?

October 10th, 2009 by admin No comments »

Doğum Tarihi: 1956
Doğum Yeri: Adana

Medeni Durumu: Evli ve iki çocuk babası


İş Adresi: Adnan Kahveci Caddesi Ankara Sitesi No: 2/ 10

( Subay Orduevi Karşısı )  BÜYÜKÇEKMECE – İSTANBUL


İş Telefonu: 0212 881 93 60
İs Faks
: 0212 881 93 60

http://www.cuneytuygur.com

EĞİTİM ve İŞ


1973 yılında Adana Erkek Lisesini bitirdim.

1980 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum.

1980-1982 yılları arasında Adana’da Merkez Hükümet Tabibi ve Sağlık Müdür Muavinliği yaptım.

1982 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim dalında ihtisasa başladım. İhtisasım 1986 yılında bitti.

1986-2001 yılları arasında mecburi hizmet için gittiğim Çanakkale-Biga’da Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalıştım.

1991 yılında İstanbul’a geldim.

Yeşilköy ve Bakırköy’de muayenehane hekimliği yaptım.

1996-2000 yılları arasında Süleymaniye Doğumevi’ne bağlı Zeytinburnu Semiha Şakir Doğumevi’nde çalıştım. Burada 2 yıl kadar Başhekim Muavinliği yaptım.

2000-2002 yılları arasında Bakırköy Devlet Hastanesi ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştım.

2002-2005 yılları arasında Büyükçekmece Devlet Hastanesinde çalıştım. Bu dönemde muayenehanemi de Büyükçekmece’ye taşıdım.

2005 yılında devlet hizmetinden ayrıldım.

2006 yılında Acıbadem Beylikdüzü Cerrahi Tıp Merkezinde Başhekim ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalıştım.

2007-2008 yıllarında Düzce Hayri Sivrikaya Hastanesi’nde Başhekim ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalıştım.

Halen Büyükçekmece’de serbest hekim olarak çalışmaktayım.

ÜYESİ OLDUĞUM DERNEK VE KURULUŞLAR


Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD)
İstanbul Jinekoloji ve Obstetrik Derneği
İstanbul Tabib Odası

Yeşilyurt Spor Kulübü

Dental

October 10th, 2009 by admin No comments »

Dental.Gen.TR sitesi diş hekimleri için hazırlanmış olup diş hekimlerinin işlerine yarayacak bir çok bilgi içermektedir.

site:http://www.dental.gen.tr/

Garanti Haklı Müşteri Hattı

October 9th, 2009 by admin No comments »

Öncelikle bu sitenin amacından bahsedeyim. Garanti çok saçma bir yer bazı şeylerini seviyorum internet bankacılığı gibi ancak çok saçma ve kullanıcıyı zor durumda bırakan uygulamaları var bugün sinirden nerdeyse Garanti Haklı Müşteri Hattındaki bayana telefonda azıma geleni söyleyecektim pekte söylemedim sayılmaz aslında.

İnternet sitesi açacağımıda söyledim tabiki.

İnternette kendilerinin böyle bir servisleri var ancak tarafsız değil tarafsız olarak açtım ben burayı ve sizden gelen şikayetleride yayınlayacağım burada.

Tabi memnun olduğunuz noktalar varsa bunlarıda ben başarılarını inkar edemem kimsenin ama saçma bir işte yapıyorlarsa önce düzgün söylerim sonra karşımdaki kişinin ya da firmanın bu yönlerinin onun yüzüne vururum çünkü normal yollarla anlamıyorlardır.

site: http://garantihaklimusterihatti.pau.gen.tr

Berkant Aydın

October 9th, 2009 by admin No comments »

Biri sizinle çalışmak istiyorsa bilgi seviyenizden de haberdar olmak ister. Kimi zaman bu tatmin etmez sizi tanımak da ister lakin bu bir kaç dakikalık mülakatta oldukça zordur. İlk mülakat başarılı geçmişse bir sonraki mülakat için gün verilir ve kimi zaman bir sonrakiler de gelir.

Grafik ağırlıklı çalışanlar bilirler, Sürekli referans CD’leri talep edilir kimi zaman yazacak boş CD bulamazsınız. (:

Bu sistem “şu an için” benim kişisel blogumdur.

Sistemin amacı programlama bilgim başta olmak üzere çeşitli konulardaki bilgilerimi sizlerle paylaşmaktır.
Bir diğer amacıysa, geniş yelpazeli bir CV olmasıdır.

Kim, neyi biliyorum, ne kadar biliyorum görsün istedim ve bu sistemi kurmaya karar verdim.
Benimle çalışmak isteyen olursa bu sistem sayesinde onun için uygun olup olmadığım hususunda daha rahat bilgi sahibi olabilecek ve böylece iki tarafın da zamanı -olumsuz bir durum için- boşa gitmeyecektir.

Diğer yandan insanlar, zaman zaman aradıkları sorulara cevap bulabilecekler ve bu da elbetteki beni geliştirecek daha pratikleştirecektir.

Kısaca bu sistem, karşılıklı fayda sağlayabileceğimiz bir temel üzerine kurulmuştur.

http://noi.snowbattle.com

Şifalı Bitkiler

October 8th, 2009 by admin No comments »

Şifalı Bitkiler sitesi bitkilerin insanlara ne kadar faydalı olduğunu göstermek bunlarla ilgili tedavi yöntemlerini anlatmak için kurulmuş bir sitedir. Şifalı Bitkiler konusunda bulunmaz bir kaynaktır. Bitkilerin ne işe yaradığını değil hangi hastalığa hangi bitkinin iyi geldiğini anlatarak dertlerinize derman olmaya çalışan bir site.

http://www.sifali-bitkiler.web.tr/

Pasfil

October 7th, 2009 by admin No comments »

Pasfil Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. 2005 yılında Kulp Makina çatısı altında kurulmuş olan, pastacılık, tatlıcılık ve unlu mamuller sektörünün dolum sorunlarına çözüm getirmeyi amaçlayan genç ve dinamik bir firmadır.

Daha sonradan ürün portföyüne eklediği, konusunda uzman üretici firmalardan ithal ettiği dolgulu kurabiye makineleri, kroket makineleri, taze makarna makineleri ve krep makineleri ile hizmet verdiği alanları genişletmiştir.

Sağladığı tüm makinelerin teknik servis ve yedek parça garantisini Pasfil Makine olarak direk vermekteyiz.

Pasfil tatlı dolum makineleri, tatlı ve catering ( hazır yemek servisleri ) sektörlerine özel olarak üretilip, pastaneler, sütlü tatlı üreticileri, kek üreticileri, otel ve tatil köyü mutfakları için özel olarak tasarlanıp geliştirilmiştir.

Volumetrik pistonlu sistem ile çalışan gramajlı dolum makinelerimiz, profiterol sosu, sütlaç, keşkül, höşmerim, elmalı pay, aşure, kek hamuru, muffin kek hamuru, sufle, dondurma, cheese cake, pasta kreması, puding, supangile, acıbadem hamuru, pataşu hamuru vb. ürünleri gıdaya uygun özel esnek hortumu ile gramajlı olarak dolumunu yapar.
Ayrıca donut, pataşu, berliner hamuru, kruvasan vb. gibi ürünlerin de içine krema, sos ya da marmelat enjekte eder.

Pasfil depozitörleri 25 yıllık KULP tecrübesi ve teknolojisi ışığında geliştirilmişlerdir.

Dolgulu kurabiye, balık kroket, sebze kroket, içli köfte, dolgulu tulumba tatlısı gibi ürünleri şekillendiren makinelerde gıda üreticileri ve unlu mamulculer için özel olarak imal edilmiştir. Çeşitli kapasite ve güçlerde farklı modelleri mevcuttur.
Hamur Sekillendirme makineleri Brezilyadan, 15 yıllık tecrübeye sahip olan Bralyx firmasından ithaldir.
Pasfil Makine Bralyx firmasının Türkiyedeki tek yetkili satıcısıdır.

İtalyan mutfakları, restoranlar, oteller, tatil köyleri ve makarna üreticileri için uzun kısa makarnalar, farklı genişlikte taze tagliateller, linguiniler, çok çeşitli boylarda ve şekillerde tortelini, ravioli gibi makarna çeşitlerini kendi lezzetiniz ile taze olarak üretebilirsiniz.
Makarna makineleri konusunda uzman 30 yıllık deneyime sahip olan La Monferrina firmasından ithaldir.
Pasfil Makine La Monferrina yetkili satıcısıdır.

Tatlı dolum makinelerimizi, hamur sekillendirme makinelerimizi, krep makinelerimizi ve makarna makinelerimizi daha yakından incelemek için video linkinden izleyebilir, ürünler linkinden teknik özelliklerine ve resimlerine bakabilirsiniz.
Makineler ile ilgili katalog, dvd ya da teklif istemek için iletişim sayfasından bizimle irtabata geçiniz.

Pasfil Makine sağladığı tüm makinelerin 1 yıl yedek parça ve servis garantisini verir. Daha sonraki süreçte yedek parça teminini ve teknik servisini sağlar.

www.pasfil.com

Freedoor

October 2nd, 2009 by admin No comments »

Freedor yani hava perdesi sizin çalıştığınız ortamlardaki ısıyı korumaya yarar soğuk ya da sıcak hava akımının kapılardan geçmesini engelleyerek ortamın sureklı aynı ısıda kalmasını saglayarak ısınma ya da sogutma malıyetleınızı dusurur.
Aynı zamanda içeriye sinek arı gibi hayvanların girmelerinide engeller.
http://www.freedoor.tk/